istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2014 Pazartesi

İstanbulda turist olmak

 
 
Pazar günümü turist olmaya ayırdım. Vapurla Karaköye geçmek aynı ama turist gözüyle vapura binmek farklıydı.
 
Neden bu insanlar bu kadar aceleci? Bugün Pazar değil mi? Kimse işe gitmiyor ki dedirten cinsten aceleci!
 
Karaköy Namlıda bu kadar sıra beklenecek ne vardı? Kapıda 20 kişi, içerde sinema salonu mu var acaba sorusunu akla getirdi. Sahi ya bu kadar sıra anca sanatsal aktiviteler için beklenirdi.
 
Kahvaltı için ara sokak lezzetlerinden OPS seçildi. Karaköyde turist olmak lezzette kaybolmak porsiyon büyüklüklerine şaşırmak demekti. Bu Türkler her Sabah bu kadar çok şey yemeye vakit bulabliyor olabilir mi? Kruvazan ve kahve neden yeterli gelmiyor ki?
 
Galata ya yürürken sokakta soru soracak kimseyi görememek herkes arabalara doluşmuş trafik yaratmış toplu taşımayı neden kullanmıyorlar soramamak demekti.
 
Sonrası mı?
 
Kalabalık İstiklal, nereye yürüdüğü belli olmayan insanlar, Galatasaray Lisesi önünde şarkı söyleyen çocuklar, köşebaşında bekleyen kalabalık polis grubu.
 
Turist olarak güzelsin İstanbul, her sokak arasında farklı süprizlerle dolu...

14 Ekim 2011 Cuma

Yağmur, İstanbul, Rüzgar, Umut

Yağmurlu İstanbula kocaman günaydın..
İşe yürüyerek gidip gelebilen nadir şanslılardan olduğum için; ne işime ne trafiğe söylenirim ben.. Hatta yürürken yüzüme vuran soğuğu, rüzgarı da çok severim, yüzümü rüzgarla bir daha yıkadım derim.. Sonra sıcak ofisime girmeyi daha da çok severim, kahvemi kapıp masama yerleşmeyi.. Gazetelere göz gezdirmeyi..

Bu sabah kahvemi alırken; çapraz pencerede tatlı bir gülümsemeye merhaba dedim, kır saçlı, ince yüzlü tatlı bir bayana.. El salladı önce, selamlaştık, içten gülümsedi.. Tek bir gülümseme ile ''Hayat ne kadar güzel '' dedirtti..  Aklıma seneler önce her sabah günaydınlaştığım komşumuz geldi, içim burkuldu, kimbilir şimdi nerede ki ?? İş hayatımın ilk zamanları, sabah 6.30 da kalkıp, 7.00 da beni sokağın başından alacak servise yetişmeye çalışırken, sokakta karşı kaldırımda hep hazır beklerdi benim 75+ yaşındaki tonton mu tonton, güler yüzlü komşum, adını bilmediğim dedeciğim..
Zihin açıklığı, hayırlı günler diler, selamlarla yollardı her gün işe.. Her gün aynı disiplinle , aynı saatte o da beklerdi birilerini.. Hep takım elbisesiyle..  Şimdi merak ediyorum, iyi mi? kimbilir nerede...
Ne zaman erken kalksam camdan bakarım acaba yine aynı yerde görür müyüm diye?? Bir ara apartmanlarını kapı kapı gezip sormak geldi aklıma, korktum alacağım ''kaybettik'' cevabından.. Yapamadım.. Hala benim için umut demek onu görmek.. Bir umut bakarım her sabah, umarım iyidir , umarım görürüm düşüncesiyle...

Hayatta; siz hiç farkında olmasanız da; sizin için dua eden insanlar vardır, ben onlardan biriyim, selamını, güleryüzünü esirgemeyen tontonlara hep dua ederim..

Yaşlıları ve çocukları ayrı severim.. Bak şimdi tonton dedemi özledim, cam kenarında onunla çay içmeyi, 40 sene öncesinin Beyoğlunu, Çiçek Pasajını ondan dinlemeyi...

Bir yağmur, bir gülümseme, İstanbul ve Umuttan sevgilerle..

Milagros

22 Mayıs 2011 Pazar

Nefes..

Gün güneşli ve güzel ya bir kaç gündür..  Ruhum sokaklarda, özgür... İçim kıpır kıpır..
Sabah uyanır uyanmaz cam açılası bir sabaha uyanmakla, derin bir nefes almak ne büyük mutluluk!! =)
Bir de tabi tatilin yaklaşması..
Biz bu hafta 4 günlük bir kaçamak yapıyoruz..
Kanal turu, bisiklet gezisi, alışveriş derken günlük planlar belirlendi..
Bir yandan da yaz tatili planları yapılıyor..
Tatil düşünmek/ planlamak bana herşeyi unutturuyor..
Cumartesi sabahı Dryuss la kendimizi Karaköyde bulduk.. Mr.Pink ile çekilen fotoğrafları tab ettirmeye gittik.. Aman ne heyecan bendeki, sormayın gitsin.. Koşa koşa gittik, Vapura binmek ayrı keyif, fotoğraf çekmek ayrı..
Fotoğrafların hazır olmasını beklerken kendimizi Namlı ya kahvaltıya atıverdik... Hmmm leziz.. Deniz havası, keyifli kahvaltı, bol kahkaha, hoş sohbet.. Çay keyfi ayrı kahve keyfi ayrı güzeldi..

Cumartesi keyiflidir, turist gibi Karaköyde gezerseniz çok eğlencelidir..

Ama daha güzeli, heyecanla tatili beklemektir.. Hayat doğru yerde doğru zamanda olursanız çok güzeldir..

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Bambaşka bir haftasonu..

Haftasonu hep özeldir, hep güzeldir.. Ama bu sefer bir başkaydı..

Sabah keyifli bir toplantı, yüzlerde gülümseme ve canımın bir parçasının aldığı ödülle, gururla başlar, öğlen eski dostla yeni hobinin ilk adımları ile devam eder, kahve sohbeti ile şenlenir, akşamı ayrı eğlence barındırırsa; üstüne bir de / yetmezmiş gibi Pazarı bol kahkaha ile başlar, Japon fotoğrafçı Moda'da görülür, çekim yapılır; gelene geçene ayrı bir hikaye yazılır; kimi zaman 'mantı yiyerek 46 kilo nasıl verilir' isimli kitabım yakında piyasada, mutlaka alın denir, kimisine de 'türkü kasetim çok yakında müzik marketlerde ' denirse; hatta bir ara yoldan geçenlerden biri 'Artiiiizzz misin' sen derse;  hafızaya unutulmazlar listesine yer eder..
Biz bu haftasonu çok eğlendik..

Güneşi gören bünyenin bastırılamaz sevincinden midir, B(ego) nun enerjisinden midir, Japonun çekimlerinden mi bilemedim ama; her saniyesi beraberinde kahkaha getirir..

Tabi bir de haftasonu kabiliyet gerektirir =) Henüz Canon makinesine yeni yeni alışmaya / öğrenmeye çalışan bendeniz; arkası flu fotoğraflar çekmeyi becerebilirsem şayet; yakın zamanda burada paylaşacağım...

Ama ışığı rengi bozuk, fotoğrafın tüm kurallarına aykırı birkaç örnek isterseniz; çok yakında burada olacak..
B(ego) nun anlatımıyla hayran kaldığım, görür görmez heyecanlandığım Diana çok yakında geliyor..  Bu aralar sadece Björk, Massive Attack, Royksopp dinleyen ben; Mr.Pink' ten başka bir şey düşünemez oldum..
Fotoğraf kuralları altüst ediliyor.. Nasıl mı? Lomography süprizlerle dolu..
 
İşte size birkaç bilgi:


Eski Rus mercek fabrikası Lomo tarafından üretilen ve hâlen çok ilgi çeken LC-A modeli, 1991 yılında Çek Cumhuriyeti gezileri sırasında bir grup Viyana'lı öğrenci tarafından özel merceği ve ilginç etkilerle şekillendirdiği farklı fotoğraf dokusu üreten bir makina olarak keşfedilince, doğu bloğu ülkelerinde uzun zamandır bilinen bu fotoğraf makinası batı ülkelerinde de bir moda halinde tanınmaya başladı.
Lomo LC-A ile çekilmiş örnek fotoğraf1994 yılında New York ve Moskova'da açılan ilk Lomo sergilerinin ardından kendine has bir doku üreterek çalışan bu makinanın kullanıcıları Lomografi akımını tanımladılar. Vizörden bakmadan, belli bir konum ve çerçeveye bağlı olmadan çekilen, netlik, doğru kadraj gibi teknik sınırlamaların reddedildiği bu anlayışla çekilen fotoğrafların yayımlandığı özel sergiler ve daha sonra internet siteleri açıldı. Alanda en çok tanınan sitenin yürütücüsü Avusturya'lı Lomographische AG, Lomography markasını ticari anlamda saklı tutmaktadır.
Eastman Kodak tarafından ortaya atılan "Kodak anı" kavramına benzer biçimde, Lomografi de "düşünme, çek" deyişini temel alan bir fotoğraf anlayışı yaratmıştır. Rastgele, yakın-plan, her tür bozulma etkisine açık, net olmayan ve genellikle doğal olmayan renklerden oluşan lomoğraflar kendi içinde, bu yaklaşıma bağlı bir estetik içinde değerlendirilmektedir.
Lomographische AG tarafından, Lomo LC-A dışında Holga, Holga 35mm, Actionsampler, Frogeye, Pop-9, Oktomat, Fisheye, Fisheye2, Colorsplash, Colorsplash Flash, F-stop Bang, SuperSampler, Horizon 202, Seagull, TLR ve Smena 8M modellerinin satışını sürdürmektedir.
Lomografçıların akıma sadakat anlamında şekillendirdikleri ve Lomographisce tarafından desteklenen 10 Kural bulunmaktadır:

10 Altın Lomografi Kuralı
1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.
2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...
4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.
5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.
6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.
7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.
9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.
10. Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.







3 Nisan 2011 Pazar

Olduğum yerde;




















Olduğum yerde;
Benim adıma karar verenler var.. Olmasınlar..
Benim adıma karar verip; yargılara varanlar var.. Varmasınlar..
Üzerime suçu atıp, vicdan rahatlatanlar var.. Rahatlatmasınlar..
Biraz cesaret ve kendine güven ile durup baksınlar; kendi paylarına düşenleri alsınlar.. Ya da yapamazlarsa; arkalarına bakmadan kaçsınlar.. Çok bildiklerini zannedenler artık burada ikamet etmiyor, yasaklılar..

Sevdiğim İstanbul; iki gündür haftasonumu taçlandıran, sıkıntıları silip götüren yağmurla, aklımı başıma getirmekle meşgul.. Haftanın koşturmacasını, yorgunluğunu silip götürüyor.. Hüznü siliyor, ruhu temizliyor.. Beni bir cumartesi akşamı aile yemeğinde kendime getiriyor, içmeden dert inmez yarıya cümlesini onlarla herşey güzel, iyi ki varlar a çeviriyor, kıymet bilinmesi gerekenleri gösteriyor, gerisini boşver diyor..

Geçen yıl Nisan iyi başlayıp, sonrasında hayatımı altüst etmişti.. Bu yıl ise, kötü başladı, umarım sonrasını iyi getirir.. Getirmezse de; umrumda değil.. Nisan ayı zaten hiç sevilmemiştir..


 

24 Mart 2011 Perşembe

Yorgunum, Yorgunsun,Yorgun

Yorulmaktan yoruldum.. Yorgunluğa alıştı zannettiğim bünyem her sabah alarm veriyor..
Uyanamıyor, yataktan kalkamıyorum..
Yorgunum..
Yapılacaklar listesi boyumu aştı, her geçen gün listeye yeni bir yapılacak ekleniyor, yetişemiyorum..
Haftasonu uzaktaydım, etkisinden kurtulamıyorum.. Havaalanında ayaklarım geri geri giderken; uçağın rötar yapması 'biraz daha buradayım ne güzel' mutluluğu verirken, İstanbula dönüş ve adapte olamama, birikmiş bir sürü iş ve yapılacaklar Pazartesi sabahı kapıda beni bekliyordu..
Ben kaçmaya çalışırken daha fazlası beni buldu..
Güzel şeyler olmuyor mu? Tabii ki oluyor.. Zaten onlar sayesinde gün; yaşanılası hale geliyor, anlam kazanıyor..
Haftasonundan akılda çok güzel anlar, kahkahalar vardı.. Ama döndüğümde birşeyler eksik , bir yanım orada kaldı..
Dönmesi dört gözle beklenen var, orada iyi olduğu bilinen.. ama çok özlenen..
Bundan sonra inşallahlarda çabuk gelmesi, zamanın çabuk geçmesi dilenen..

5 Şubat 2011 Cumartesi

Yakın zamanda,

Yakın zamanda değişecek yer gök, korkular yok, huzur daim olacak.. Çok yakında.. Biliyorum, hissediyorum..

Geri kalanındaysa; günün koşturmacası, kahve keyfi telaşı var.. Herşey yolunda.. Hatta tatil planları azar azar..

Küçük kaçamakları hakediyor ruhum.. arada ödül gerekiyor...

Sadece ait olduğum yerde; olmak istediğim kadar olamamak beni yoruyor..  Bir de istediğim kadar kitap okuyamamak..

Hep tek derdim bu olsa keşke.. Güneşli cumartesinden sevgilerle.. Ben günün koşturmacası ve haftasonu yapılacaklarına geri dönüyorum..

=)

25 Ekim 2010 Pazartesi

Çok yorgun Pazartesi & İstaNbuL

Haftaya uyanamadım, günü kabul etmiyor bünyem.. Kim dedi sana o kadar gez diye? Hava güzel tadını çıkarmak için ardarda planlar yap diye.. Kim?
Kim olacak tabiki içimdeki çocuk..
Vır vır vır konuştu durdu aklımı çeldi.. Dinlemedi..
Hava güzel, Ekim bitiyor , Kasımda bu günleri ararsın dedi..

Ordan oraya gezip durduk haftasonu, özlediğim Ortaköyle biraraya geldik, Tomtom da terastan Sarayburnunu seyrettik.. Aklım hala orada.. Manzara inanılmazdı..

Orada anladım ki deniz görmeden geçen bir günüm yok ve olmasına da izin veremem..
O an anladım ki hafta sonları olmadan haftaya tahammül edemem..
O gün hissettim ki İstanbul gibi hiçbir şehri sevemem..

21 Mayıs 2010 Cuma

Ve işte başlıyoruz..

Kısa bir süre yok oldum, izledim, biriktirdim, hissettim , geri geldim..

Özlediğim vapur sefamı dostlarla, kalabalığını özlediğim Eminönünü tek başıma , içtenlikle selamladım..
Mısır çarşısında turist gibi gezip, usulca güneşe gülümsedim, kapalıçarşıya dostlarla yol aldım..

Kalabalığın arasında kendime yol bulmaya çalışırken gözümü kapattım, derin bir nefes aldım, zamanda yolculukta; 6 yıl önceki beni gördüm, o günlere döndüm..

Elimde üniversite kitaplarım, yine aynı ; esnafın & kalabalığın sesi, yine aynı emin adımlarla yanımdan geçip gitti.. Aynaya baktım, değişmemişim, zaman hiç geçmemiş, içim kıpır kıpır..

İlk defa kapalıçarşıya geldiğim gündeki gibi...

Özlemişim, söylenebilecek , hatırlanacak en güzel anılarımla..

Güne & zamana döndüğümde dostlarla keyifle gezerken, İstanbul' u yeniden ve aynı heyecanla fakat farklı bir gözle keşfettim, turisttim, dikkatle inceledim, hayran oldum bir kez daha, hüzünlendim, sevindim..

Karmakarışık duygularla tramvay a binip rotamızı Beyazıttan Karaköye çevirdiğimizde durakta 6 yıl önceki halimi tekrar gördüm, elinde yine kitaplar, bu sefer etraftan kendini soyutlamış, saate bakıyor, bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.. Gülümseyip yanından geçtim.. Bir yanımın hep orada olacağını , orada yaşamaya devam edeceğini biliyordum..

Tünelden çıkıp İstiklale adım attığımda İstanbul bir günde biter mi dedim , zaman çok olsun doya doya gezmek istedim..

Markizde İstanbulu bir kez daha sevdik dostlarla, Çukurcuma' ya çabucak geçmenin heyecanı ağır bastı, çaylar, kahveler içildi tatlılar hızlıca yendi, hızlı adımlarla yola konuldu ve işte Çukurcuma, hem eski hem yeni, zamana yolculuk gibi.. Bir parça pembe, bir parça gri.. Hem gelecek hem geçmiş gibi..

İstanbul en güzel yürüyerek yaşanır bir kez daha anladım Çukurcuma dan Tophaneye indiğimizde..

Her köşe başında, her sokakta ayrı bir hayat, ayrı bir heyecan.. Hepsi yaşanabilir mi, hepsi keşfedilebilir mi acaba?

Her defasında İstanbul'a aşık olunabilir mi?

İstanbuldan başka bir yerde yaşayamayacağını bir kez daha anlamak insanı bu kadar mutlu eder mi?

İstanbul'a , teşekkürlerimle.. ( Sıla - Bana biraz renk ver )

Yine...

Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...