lomography etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lomography etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2011 Pazartesi

Hoşgeldin Yağmur, pazartesi, sendromu boşver, Adele



Sabahları yağmurla uyanmayı çok özlemişim, bir yerde okumuştum insanlar doğdukları mevsimleri severler diye.. Ben öyleyim, yağmuru, sonbaharı severim.. Siyah beyaz fotoğrafları, yerde sarı yaprakları, eskiyi, kalın montları, üşümeyi, sıcak kahveyi bu mevsime özdeşleştiririm..

Dün de , bugün de yağmur gördüm ya, çok sevindim.. Yağmurlu havada evde olmak ayrı, dışarıda olmak ayrı keyifli geldi.. Bir de ilk fırsatta yine Londraya gidebilsem, iç karartıcı havasına doysam dedim, diledim, ne yalan söyliyim..


Fotoğraf merakımdan vazgeçtim sananlar, hemen paylaşmak isterim iphone uygulamalarında o kadar eğlenceli programlar buldum ki, elimden düşürmeden çalışmalara devam ediyorum.. Yarı profesyonel makinemle ise, 18 inde tatile gidiyoruz, bir hafta yokuz, bol bol fotoğraf çekmeyi planlıyoruz..
Kim bilir, belki gittiğimiz yerden yeni bi makine ile bile dönebiliriz =) ya da yeni polaroid filmlerle...
Bence en keyifli fotoğraflar Polaroid ile çekiliyor, anı ölümsüzleşirmenin en güzel yolu elinize o fotoğrafı anında almakla oluyor .. =) Gerçi benim Amsterdamdan aldığım siyah beyaz polaroid filmler sepya olarak elimize düşüyor ama olsun =) Lomo Mr. Pink ise , şimdilik, güneşli havada iç karartıcı , buğulu fotoğraflarla hayrete düşürüyor..

Fotoğraflar için, çok önce söylediğim ve hep istediğim gibi,  ayrı bir blog hazırladım, yakında burada adresini paylaşırım =)

22 Mayıs 2011 Pazar

Nefes..

Gün güneşli ve güzel ya bir kaç gündür..  Ruhum sokaklarda, özgür... İçim kıpır kıpır..
Sabah uyanır uyanmaz cam açılası bir sabaha uyanmakla, derin bir nefes almak ne büyük mutluluk!! =)
Bir de tabi tatilin yaklaşması..
Biz bu hafta 4 günlük bir kaçamak yapıyoruz..
Kanal turu, bisiklet gezisi, alışveriş derken günlük planlar belirlendi..
Bir yandan da yaz tatili planları yapılıyor..
Tatil düşünmek/ planlamak bana herşeyi unutturuyor..
Cumartesi sabahı Dryuss la kendimizi Karaköyde bulduk.. Mr.Pink ile çekilen fotoğrafları tab ettirmeye gittik.. Aman ne heyecan bendeki, sormayın gitsin.. Koşa koşa gittik, Vapura binmek ayrı keyif, fotoğraf çekmek ayrı..
Fotoğrafların hazır olmasını beklerken kendimizi Namlı ya kahvaltıya atıverdik... Hmmm leziz.. Deniz havası, keyifli kahvaltı, bol kahkaha, hoş sohbet.. Çay keyfi ayrı kahve keyfi ayrı güzeldi..

Cumartesi keyiflidir, turist gibi Karaköyde gezerseniz çok eğlencelidir..

Ama daha güzeli, heyecanla tatili beklemektir.. Hayat doğru yerde doğru zamanda olursanız çok güzeldir..

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Bambaşka bir haftasonu..

Haftasonu hep özeldir, hep güzeldir.. Ama bu sefer bir başkaydı..

Sabah keyifli bir toplantı, yüzlerde gülümseme ve canımın bir parçasının aldığı ödülle, gururla başlar, öğlen eski dostla yeni hobinin ilk adımları ile devam eder, kahve sohbeti ile şenlenir, akşamı ayrı eğlence barındırırsa; üstüne bir de / yetmezmiş gibi Pazarı bol kahkaha ile başlar, Japon fotoğrafçı Moda'da görülür, çekim yapılır; gelene geçene ayrı bir hikaye yazılır; kimi zaman 'mantı yiyerek 46 kilo nasıl verilir' isimli kitabım yakında piyasada, mutlaka alın denir, kimisine de 'türkü kasetim çok yakında müzik marketlerde ' denirse; hatta bir ara yoldan geçenlerden biri 'Artiiiizzz misin' sen derse;  hafızaya unutulmazlar listesine yer eder..
Biz bu haftasonu çok eğlendik..

Güneşi gören bünyenin bastırılamaz sevincinden midir, B(ego) nun enerjisinden midir, Japonun çekimlerinden mi bilemedim ama; her saniyesi beraberinde kahkaha getirir..

Tabi bir de haftasonu kabiliyet gerektirir =) Henüz Canon makinesine yeni yeni alışmaya / öğrenmeye çalışan bendeniz; arkası flu fotoğraflar çekmeyi becerebilirsem şayet; yakın zamanda burada paylaşacağım...

Ama ışığı rengi bozuk, fotoğrafın tüm kurallarına aykırı birkaç örnek isterseniz; çok yakında burada olacak..
B(ego) nun anlatımıyla hayran kaldığım, görür görmez heyecanlandığım Diana çok yakında geliyor..  Bu aralar sadece Björk, Massive Attack, Royksopp dinleyen ben; Mr.Pink' ten başka bir şey düşünemez oldum..
Fotoğraf kuralları altüst ediliyor.. Nasıl mı? Lomography süprizlerle dolu..
 
İşte size birkaç bilgi:


Eski Rus mercek fabrikası Lomo tarafından üretilen ve hâlen çok ilgi çeken LC-A modeli, 1991 yılında Çek Cumhuriyeti gezileri sırasında bir grup Viyana'lı öğrenci tarafından özel merceği ve ilginç etkilerle şekillendirdiği farklı fotoğraf dokusu üreten bir makina olarak keşfedilince, doğu bloğu ülkelerinde uzun zamandır bilinen bu fotoğraf makinası batı ülkelerinde de bir moda halinde tanınmaya başladı.
Lomo LC-A ile çekilmiş örnek fotoğraf1994 yılında New York ve Moskova'da açılan ilk Lomo sergilerinin ardından kendine has bir doku üreterek çalışan bu makinanın kullanıcıları Lomografi akımını tanımladılar. Vizörden bakmadan, belli bir konum ve çerçeveye bağlı olmadan çekilen, netlik, doğru kadraj gibi teknik sınırlamaların reddedildiği bu anlayışla çekilen fotoğrafların yayımlandığı özel sergiler ve daha sonra internet siteleri açıldı. Alanda en çok tanınan sitenin yürütücüsü Avusturya'lı Lomographische AG, Lomography markasını ticari anlamda saklı tutmaktadır.
Eastman Kodak tarafından ortaya atılan "Kodak anı" kavramına benzer biçimde, Lomografi de "düşünme, çek" deyişini temel alan bir fotoğraf anlayışı yaratmıştır. Rastgele, yakın-plan, her tür bozulma etkisine açık, net olmayan ve genellikle doğal olmayan renklerden oluşan lomoğraflar kendi içinde, bu yaklaşıma bağlı bir estetik içinde değerlendirilmektedir.
Lomographische AG tarafından, Lomo LC-A dışında Holga, Holga 35mm, Actionsampler, Frogeye, Pop-9, Oktomat, Fisheye, Fisheye2, Colorsplash, Colorsplash Flash, F-stop Bang, SuperSampler, Horizon 202, Seagull, TLR ve Smena 8M modellerinin satışını sürdürmektedir.
Lomografçıların akıma sadakat anlamında şekillendirdikleri ve Lomographisce tarafından desteklenen 10 Kural bulunmaktadır:

10 Altın Lomografi Kuralı
1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.
2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...
4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.
5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.
6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.
7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.
9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.
10. Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.







Yine...

Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...