acı gerçekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acı gerçekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2011 Pazar

İşte şimdi de pazar akşamına yakışmayan bir yazı..

Şu hayatta, en çok beklemediğin anda, beklemediğin kişiden yediğin laf/kazık ağır gelir..

Fedakarlık dediğin şey sadece senin içindir, sen yaparsın adını sen fedakarlık koyarsın, karşındaki içinse bu hiçbir şeydir, asla anlamaz, boşa yaparsın..

İnsan, karşısındakini görmek istediği gibi gördüğü sürece salaktır, o iyidir, o bla bla geyikleri kendini kandırmaktan başka bir şey değildir..

Birilerine yardım ettiğin, yanında olduğun sürece sevileceksen, hiç sevilme daha iyidir.. En azından bir defa yanında olamadığında tonla laf işitmemiş olursun..

Seni , senden başka kimse anlamaz, anlatsan da anlamaz, dinlese de anlamaz..

Senin kadar kimse sevinemez, kimse de üzülemez.. Duygularını paylaşamazsın, kendin yaşarsın..

En iyi ben tanırım dediğin bile, bir gün, düşündüğünün tersi laf edersen, tanımadığın bir insan haline dönüşebilir, içinden çıkan bambaşka karaktere hayretle bakarsın..

Bir de yaralar iyileşmez, sarfedilen sözler geri gelmez, insanlar affetmez.. Unutmaz, unutturmaz..

Ayrıca ; insan nankördür, insan bencildir..

3 Ağustos 2011 Çarşamba

İlla dediğin her cümlenin cevabı asla ile başlar buralarda..

Değiştirmeye çalışanlar, zorlayanlar var.. Ne saçma.. İlla dediğin her cümlenin cevabı asla ile başlar buralarda.. Doğası bu.. Sen ne kadar ısrar edersen o kadar tersi olur..
Bile bile yanlış yapılır, yanlış olduğu daha önce milyonlarca defa ispatlansa da..

Samimiyetsizlikleri farkedilip , dışarıda bırakılanlar var burada..  Çemberin dışında kalmaya mahkumlar..
Çok büyük konuşup, çok iddialı cümelerin altında ezildi onlar..Bundan sonra başka hayatların öznesi olmak zorundalar.. 

Bir de aktörlerin yapmak istemediklerini yapan dublörler var.. Onlar en yazık , en acınası olanlar..
Zaten hep hayatın, başrollerin dışında kalmışlar, ama hep ben demeye hevesleri, bir gün belki ben de önemli biri olurum hayalleri var.. İşte onlar en pis işleri maşa olarak yapanlar, hep dışlanmaya mahkum olacaklar..

Ben bugün çemberin dışında kalacaklarla, onların maşalarını dönüşü olmamak üzere gönderdim..

İçten bir derin nefesle, iyi ki gittiler dedim..


5 Mayıs 2011 Perşembe

İnandığın masallar

İnandığın masalların; yarısı yalan, yarısı eksik..
Hiç paylaşılmamış bölümleri sahte gülümsemelerle kesik..
Gökyüzünde saklı, bir parça buluttu kalan,
Farkında değilsin sanılan, koskoca gerçeğin kenarında köşesinde kalmış bir yalan..

Masallar büyüklere anlatılan yalanlarla dolmuş, bir bakmışsın gerçekle hiç alakası yokmuş..
Sen büyüdükçe hayat daha da zormuş..






 

28 Mart 2011 Pazartesi

ki sen..

Ki sen, benim gözyaşlarımı da gördün.. Sen benim ilk aldığım güldün..
Ne zaman içim sıkılsa aklıma Yalının bu şarkısı gelir.. Sözleri etrafımı sarıverir..
Heyecanını kaybetmişsin, yok inancını kaybetmişsin..
İç karartıcı şeyler yazmayayım diyorum ama olmuyor blog.. İçim kapkara yine.. Olmayan birşeyler var, ama çaba gösterip değiştirecek güç yok.. İçimden gelmiyor belki de.. Belki de yorgunum sadece..
İyileşemiyorum 3 aydır.. Hastalığımın altından yatan, bugün öğrendiğim alerji, bu kadar zamandır enerjimi sıfırladı durdu.. Halsizim çok..
Üstüne bir de; akşam yatmak, sabah kalkmak bilmiyorum.. Ve tabi bir yandan da görev aşkı ile yanıp tutuşan doktorun sözleri: dinlenmek çok önemli, uyku düzenine dikkat.. Oldu bil, sanki söylemekle oluyor.. Eğer olacaksa beynimi al kenara koy; düşünmeyi de bırakayım bari.. Bak işte : Olmayınca olmuyor.. Çok bilmiş laflar icraata uymuyor.. Doktor sen bana bir bak, iki haftada bir kulak burun boğaz doktoruna gelen ben; habire farklı bir doktoru dinlemekten ; artık bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyor.. Elimde ilaç torbasıyla bu kaçıncı eve gelişim.. Ben alerjinin nedenini biliyorum, benim bünyem ofise alarm veriyor, canı sadece tatil istiyor..

Milagros pazartesinin salıya döndüğü 00:39 dan bildiriyor, olmak istenen yer ile olmak zorunda olunan yer arasındaki mesafe bünyemi zorluyor..


24 Mart 2011 Perşembe

Yorgunum, Yorgunsun,Yorgun

Yorulmaktan yoruldum.. Yorgunluğa alıştı zannettiğim bünyem her sabah alarm veriyor..
Uyanamıyor, yataktan kalkamıyorum..
Yorgunum..
Yapılacaklar listesi boyumu aştı, her geçen gün listeye yeni bir yapılacak ekleniyor, yetişemiyorum..
Haftasonu uzaktaydım, etkisinden kurtulamıyorum.. Havaalanında ayaklarım geri geri giderken; uçağın rötar yapması 'biraz daha buradayım ne güzel' mutluluğu verirken, İstanbula dönüş ve adapte olamama, birikmiş bir sürü iş ve yapılacaklar Pazartesi sabahı kapıda beni bekliyordu..
Ben kaçmaya çalışırken daha fazlası beni buldu..
Güzel şeyler olmuyor mu? Tabii ki oluyor.. Zaten onlar sayesinde gün; yaşanılası hale geliyor, anlam kazanıyor..
Haftasonundan akılda çok güzel anlar, kahkahalar vardı.. Ama döndüğümde birşeyler eksik , bir yanım orada kaldı..
Dönmesi dört gözle beklenen var, orada iyi olduğu bilinen.. ama çok özlenen..
Bundan sonra inşallahlarda çabuk gelmesi, zamanın çabuk geçmesi dilenen..

7 Mart 2011 Pazartesi

Pencereyi açıp temiz havayı solumak gibisin..

Pencereyi açıp , temiz havayı solumak gibisin.. Blog ; sen nefes aldığım nadir yerlerdensin..

Özlemişim, hem de çok.. Blog olmadan ne kadar zormuş hayat.. Digiturk ne kadar nefret edilesi olmuş..
Ya sahi; ne kadar alışmışım, haberim yokmuş..
Anlatacak sıradan günlerin ,sıradan olaylarının , sıradan kahramanlarını sildim blogsuz geçen günlerde..
Geriye bakıp hatırlamak ve anlamak istemiyorum gereksizleri.. Onlar zaten yarı kalıcı ortamların zorunlu + maskeli sakinleri..
Bir tek; içimde bastırılmaz bir tatil direnişi var.. 4 günlük kaçamak işe yaramadı, aksine daha fazla gidiş planlarını tetikledi.. Tabi bir de kaçış yollarımı..
İsyanlarda bu ara hayat..  Hele ki kalbimi kıranlara karşı.. Bütün duvarlarımı ördüm geri, bana o duvarların yıkılışının gereksizliği nasılsa kanıtlandı..

Geriye kalansa; birçok atasözünün doğruluğunun onayı, sıfır pişmanlık ve iyi ki yapmışım yorumları..

Zaten geri kalanın beklenemezdi farklı olması..

6 Şubat 2011 Pazar

Ağla ağla / bul kaybet, diğer adıyla Aşk tesadüfleri sever..

İzledim sonunda.. Sandım ki mutlu sonla bitecek bir romantik komedi olacak.. Bir çok yerde karşılaşacaklar, sonra puzzle parçaları toparlanacak, oluşan resim mutlu bir kare olacak..
Kendimce bir hikaye uydurup, üstüne bir de illa bugün gidip izleyeceğim diye inat ettim.
Güzelim güneşli pazar gününde.. D* ile..
Ağla ağla içim şişti.. Filmde kız/çocuk hayatının aşkını buldu, aynı gece kaybetti..
Aşk tesadüfleri sever-miş miş..
Yalan..
Aşk acı çektirmeyi sever..
Mutlu aşk yoktur..
Bir de altı çizilerek söylenir : Pazar günleri böyle ağlak filmlere gitmeye gerek yoktur..

NOS ..

Not: Gözlerim hala yanıyor :S

27 Ocak 2011 Perşembe

Kısa kısa

Güne anlam katan; hiç beklemediğin anda karşına çıkan, kahve ve sohbetiyle seni olduğun dünyadan koparıp bambaşka bir dünya yaratan kocaman bir gülümsemeye sahip biri olabilirmiş..

Gözünü kapatıp, en mutlu olduğun anı düşünmek günün devamında havanı değiştirebilirmiş..

Dinlenen bir şarkı geleceğe umutla bakmanı sağlayabilirmiş..

Bir sabah kalktığında; hayat sana beklemediğin süprizler yapabilirmiş..

Baktığın yerden herşey karanlık göründüğünde; bakış açını değiştirmek hayatını değiştirebilirmiş..

Beklentilerini sıfırladığında, başkalarına bağlı seni mutsuz eden nedenler bir anda anlamsızlaşabilirmiş..

Hiçbir şey vazgeçilmez değilmiş..

Sağlığın önüne hiçbir şey geçemezmiş..

Düşüncelere hükmedilebilirmiş..

Hiç ummadığın bir anda yanında beliriveren dosttan asla zarar gelmezmiş..

Dost bazen acı söylermiş, ama ne söylerse söylesin senin iyiliğin içinmiş..

11 Ekim 2010 Pazartesi

Dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan herkese itafen..

Hani küçük dağları yaratan, bire bin katan şu efsanevi geçmişe sahip , yıldızlı , rütbeli, sevgili , eğlenceli, nadide, eşsiz, tarif edilemez varlıklar..

Dünya sizin etrafınızda dönüyordu ya hani, herşey sizin varlığınızla anlam kazanıyor, sizin ışınızla aydınlanıyordu ya.. O dünya artık dönmüyor.. Duralı da baya bir zaman oldu..

O yüzden boşuna kendi etrafınızda dönüp, dünya benim etrafımda dönüyor demekten vazgeçin..

Dünya sizin etrafınızda dönmüyor, siz olduğunuz yerde dönüyorsunuz..

Bu pazartesi yazısı kendini asla imha etmeyecek, siz varolduğunuz sürece buradan size seslenecektir =)

PS:  me, myself &my (B)ego yazılarını çok özledim..

Yine...

Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...