Huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2015 Salı

Tesekkur

Bana hediye ettigin özgürlüge şükürler,
Kahve, kitap ve müzik aşkına selam olsun...

Bir avuç belki, ama en kıymetli huzurumsun...

12 Aralık 2014 Cuma

Dur

Durulsa calkantilar,
Firtina dinse biraz...
Hava istedigi kadar soguk olsun, sahilde gri ile mavi arasi gokyuzu ve deniz, ufukta hangisi nerede bitiyor anlayamadan karissa...
Battaniye altinda otursak, elimizde birer kupa cayla...

Huzur olsa, bir de gozunu kapatip dinleyebilecegin keyifli sarkilar...

Mesela...

23 Kasım 2014 Pazar

Gunlerden Pazartesi

Kulagimda Magic Tree and I let myself go Craig Armstrong 

Derin bir nefes, gogsume dolan huzur...

Bana mutlulugun resmini boyle ciz Abidin.

Disarda hava soguk, ama elinde sicacik kahven olsun...

Kotu gidenlere inat icinde hep bir umut, yuzunde hep gulumseme olsun...



16 Mayıs 2014 Cuma

Bu aralar

Guzel olan ne biliyor musun? Yazabilmek guzel... Son bir kac aydir kayip olan kelimelerim, baharla birlikte filizlendi. Duygularima tercuman, dusuncelerimin askerleri...

Özgür kalan isyanim, tepki verebilmenin huzuru, gormezden gelmenin dayanilmaz hafifligi ve ben, bir baska bahara donduk yuzumuzu!

Bugun hersey dunkunun ayni ama baktigim aci farkli, sanki herseyle yeniden tanisiyorum. 

Attigim adimlarin hesabini yapmaktan vazgectim, uc adim sonrasini gormek istemiyorum.

Zaman ve mekana bagimli kararlarla isim yok, ic sesimi dinliyorum. Alt tarafi takilir, tokezlerim, doner bakar iyi ki yaptim der sahiplenirim diyorum.

Benim olan hersey kiymetli, hersey guzel ya, hatalarim da benimse guzeldir diyorum. Tekrarlamaya niyetim yok ama kendi aldigim kararlarin arkasinda durabilecek cesaretimi cok seviyorum!

Korkularimin ustune gidiyorum - bazilari haric - iyi geliyor, onlarla gucleniyorum. 

Bu aralar sagirim, duymuyorum. 
Duymak da istemiyorum. Baskalarini suclamiyorum, ama gucumu artik onlara harcayamiyorum.

Herkesin bir varolus sebebi var, ben benimkini ogrendim, ona odaklaniyorum.

Bazen duruyorum, cokca dusunuyorum, gozumu kapatip gelecege dair hayaller kuruyorum.

Eskiden daha hizli gercek olurdu hayallerim, biliyorum, mucizelere o zaman daha cok inaniyordum.

Simdi hayallerim farkli ben farkliyim, birak buyumeyi artik yaslaniyorum.

Saglik olsun gerisi kolay diyorum, karsima  13 yasinda bir kiz cocugu cikiyor, soruyorum hayallerini anlat diyorum, ailemle bir pazar gunu piknige gitmek diyor, peki daha baska diyorum, saglik olsun ailem yanimda olsun diyor, hayretler icinde kaliyorum. 

Bazilari cocuk olmadan buyuyor, bazilari olgunlasmakta zorlaniyor, inanamiyorum.

Sonra bir sarki caliyor, sozlerinde kayboluyorum...

Haydi kalk gidelim bu sehirden,
Gun dogarken ya da gunes batarken,
Belki kuslar gecer ustumuzden,
Kanatlari senin ellerinden...

1 Mart 2014 Cumartesi

Huzur

Huzur en buyuk servet..
Net!
Ve ben uzun suredir hic olamadigim kadar, huzurluyum..
Cok sukur..

1 Ocak 2014 Çarşamba

2014 Hoşgeldin

Hoşgeldin 2014, ben dün, 2013le iyisiyle kötüsüyle vedalaşırken, sana borçlu muyum dediğinde üstü kalsın , boşver derken, omuzlarımdaki yükü ona hediye ederken önce bu yazı çıkıverdi karşıma..
 
 
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile
uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?...

Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir
çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok “küçük şeye”e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine...
Acele edin...
Er veya geç...
Çimenler yayılacak üzerinize...
 
 
Mutluluklarımı düşünüp, küçük anlarıma gülümseyiverdim.
Ne çok iyi ki dedim, ne çok hep olsun istedim.
Mutlu olduğuma şükrettim.
Sonra ise bu yazı geldi çok sevdiğim bir dosttan, gülümsedim. Ben hayatı hiç ertelemedim. Keşkeleri hiç biriktirmedim.
İçimden geçeni iyi/kötü söyledim, hiç kimseye haksız yere sırtımı dönmedim.
Yazıyı okur okumaz, atıverdim.
 
Size de tavsiye ederim :)



Yazmayan kalemleri,sayfası bitmiş defterleri,kulpu kırık fincanları,zayıflayınca giyerim kotunu, son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi.Taşındığınız hangi evden kaldığı,
hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.
Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o ...hiç sevmediğiniz tiple
poz verdiğiniz fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini
(kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.
Bir ferahlayın ,
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini
Kestiğiniz eski gazete küpürünü
İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün. Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi.
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını
Atın.
Arkanızdan konuşanları.
Önünüzü kapayanları.
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi.
Hatta en iyi karneyi.
Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.
Kaçan trenleri.
Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.
Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi atın.
Yarın yeni bir yıl, bakın güneş daha güzel doğacak...
 
 
Mutlu Yıllar,
 
Sevgiler
Mili.

11 Mart 2012 Pazar

Saklanıyordum..

Yoktum 8-10 gündür.. Saklanıyordum.. Huzurlu bir ara buldum, tadını çıkartıyordum..
Pazar kahvelerim artık daha keyifli, sohbetimiz daha kıymetli..
Dinleniyordum..
Arada kaybolmak iyi geliyor, sessiz sakin aralıklar yaratmak..
Kendini şımartmak..
Sevdiğin yerde, sevdiğin insanlarla olmak..
Sevdiğin şarkıları mırıldanmak, gözlerin kapalı, sırt üstü çimlere uzanmak ..
Hayatın koşturmacasından, telaşından saklanmak..

1 Ocak 2012 Pazar

Yeniden başlıyor.. yepyeni bir yıl, yepyeni bir gün..


Bu benim 2012 şarkım..
Bir sürü dilekle, birkaç hayali gerçekleştirmekle güne başladım..
Huzurla..
Gülümseyerek.. =)

Biliyorum, nasıl başladı ise; öyle devam edecek =)

8 Aralık 2011 Perşembe

En güzeli ne biliyor musun?

En güzeli ne biliyor musun ; düşünmeye fırsat bulamayacak kadar yoğun olmak..
Rüya görsen bile sabah uyandığında hatırlamamak..
Yeni olmak, yeniden başlamak..
Yağmura doymak, huzur bulmak..
En güzeli ne biliyor musun, küçük mutlulukların kıymetini anlamak..
Birşeyleri uzun süre düşündükten sonra, parçaları vapurda denize bırakmak..
Sıkıntılardan uzaklaşmak..
En güzeli ne biliyor musun, kendi sessizliğine ve kendi tercihlerine sahip olmak..


30 Kasım 2011 Çarşamba

Hayatın Ritmi

Gözlerini kapatıp ansızın , rüzgarı hissedersin.. Yüzünü sıyırır geçer, derin bir oh çekersin..

Sessizlik içinin sesidir, o an bambaşka sesleri farkedersin..
Güçlenir, adım adım duymaya başlarsın hiç sesi yükselmeyenleri..
Yaprakların hışırtısı, rüzgarın sesi, martılar, dalga sesleri, bir adım, bir kahkaha, kapı gıcırtısı , akrep ve yelkovanin ritmi.. Hepsini seversin..
Hayat ritmini paylaşır seninle, dinlersin..
Bir zaman sonra ritme uymayan sesleri eler algın, ritmi benimsersin..
Sessiz kalır, ritmi , andan kopmadan, uzaklaşmadan dinlemek istersin..
Hayat ritmini paylaşır seninle, hissedersin..
Fısıldar kulağına bir rüzgarla, o an hiç bitmesin istersin..

22 Kasım 2011 Salı

ne yaptın?

Bugün kendin için ne yaptın?

Hayatın koşturmacasında, hep birileri için birşeyler yaparken, sen, kendin için ne yaptın?
Kitap okudun mu dilediğin gibi? İstediğin saatte uyandın mı... İstediğin anda işi gücü bırakıp, bambaşka konulara odaklandın mı? Trafiği görmezden geldin mi acaba..
Sırf canın istediği için yolunu uzattın mı?  Aynı şarkıyı aralıksız dinledin mi mesela.. Müziğin sesini istediğin kadar açtın mı? Gözünü kapatıp istediğin hayali kurdun mu? Hayallerine ulaşacak yolu buldun mu? Dışarıdan gelen ses ne olursa olsun, sen iç sesinin ritmini tutturdun mu?

Bugün kendin için ne yaptın, ne seni mutlu eder hiç sordun mu? Şanslıyım dedin mi hiç.. Bir çekilişe katılmadan kazanacağını hissettin mi?

Başkası değil, senin ne düşündüğün / ne hissettiğindir seni mutlu eden, farkettin mi?
Sabahı düşünerek uyuduğunda, gününü nasıl planlarsan öyle geçiyor, denedin mi?

Hayat sen ne planlarsan, onunla geliyor, kendin için ne yaptığının ne kadar önemli olduğunu hissettin mi?

7 Kasım 2011 Pazartesi

Bayram, farklı, güneşli, başka..

İyi bayramlar..
Herkese, sevdikleriyle birlikte, keyif dolu, mutlu, umutlu, huzurlu, bol kahkahalı..
Güneşli günlerin tadını çıkarmak isteyenlere, büyüklerini mutlu edebilenlere..

Bu bayram hislerim eski bayramlardan çok farklı..
Bayrama yüklediğim anlam farklı, bakış açım başka kaldı..
Bu yüzden bu bayram; herkesin ne beklediğine, nasıl geçmesini istediğine göre değişir, herkes beklediğini bulur umarım..
Ben farklı bir mantık arıyorum , içten gülümsemeleri kazıyorum hafızama..
Onları biriktiriyorum, bir sonraki bayramlara..
Bir anneannede, gelecekteki aile büyüğünü görüyorum..
Bir torunda yeniden çocuk oluyorum..
Benim pamuk babaannemin bana evvel zaman bir bayramda verdiği mendil elimde, onunla yeniden bayramlaşıyorum..
Bir büyükbabanın bayramın ilk gününü nasıl dolu dolu geçirdiğini anımsıyorum..
Anneanne evinde baklava, dedenin kollarında huzur buluyorum..
Her çocuk, her büyük böyle bayram geçirsin diliyorum..

Bir bayram ziyareti bitiyor, ben sonraki bayramı onlar kadar heyecanla bekleyeceğimi biliyorum..

1 Kasım 2011 Salı

Kasım sen ne güzelsin, her günün böyle geçer misin??

Kasım geldi, beklenen, özlenen, hadi artık dedirten ilk günü çok keyifli, çok da güzel geçti..
Her günü keşke böyle olsa dedirtti, eski dostlardan yeni haberler, süpriz gelişmeler, beklenen telefon, beklenmeyen ama ne güzel oldu dedirten gelişmeler.. Özlenen aile büyükleri, mıncıklanma seasından asla kurtulamayacak küçümenlerle ne keyifliydi..

Suyun altında dakikalarda nefesini tutup, hızla su yüzünde daha gözler açılmadan alınan en derin, oh dedirten, yaşadığını hissettiren nefesti..

Kasım sen ne güzelsin, her günün böyle geçer misin??

28 Ekim 2011 Cuma

His wings

I can fly, but I want his wings...

Cok onceydi ve cok kiymetli.. Bu sarkiyi her dinledigimde benim icin en özel yeri baslangici ve bu sozleri..

Bazen tek basina yapabileceginiz bir seyi bir baskasi ile yapmak istersiniz..
Bu bir baskasi ozel biridir sizin icin, kiymetlidir..
Benim icin de oyleydi / hala da oyle tabi..
Ben tek basima degil onunla olsun istedim..
Onun kanatlariyla olsun, onun yaninda huzur buldugum, ona cok guvendigim icin...
O hersey oldugu icin..

Yanimda olmasi hep bambaska bir guven verdi.. İlk adimi onla atmak hep ugur getirdi.. Paylastigimiz anlar ne kadar fazla olduysa bagimiz hep o kadar guclendi, O oldugu yere hep nese, hep keyif, hep mantık, hep özleneni getirdi..
Bu yuzden bu sarki benim icin O demekti..
Bu satirlari hic okumayacak, bir blogum oldugunu bilmiyor bile..
Ama olsun o beni yazdiklarimi okumasa bilmese bile ne hissettigimi hep bildi..

I can fly

But I want his wings
I can shine even in the darkness
But I crave the light that he brings
Dinlemek için

27 Ekim 2011 Perşembe

Kasım gelsin derken, kışı beklerken..

Kasım gelsin artık, Ekimin sonuna geldik zaten, neredeyse bitti, şu 3 gün de çabucak geçsin..
Hayat ne garip Eylülde dört gözle Ekimi beklemiştim, Ekim olsun tatile gidip bol bol gezmek için gün saymıştım.. Tatil bitti , gitti, ben geri gelip sanki hiç tatil yapmamış hissiyatı ile derslere koşturmaya başladım.. Şimdi Kasım gelsin diyorum, bayram gelsin, aile büyükleri ile toplanılsın.. Anneanne baklavası yensin, çocuklar sevilsin, benim dünyalar güzeli kurabiyem el öpsün..

Bu bayram söz verdim kendime burada olmak için.. Saydım son 4 bayramda da burada değildim.. Bayramlaşmayı özledim.. Bayram sabahı kahvaltılarımızı , birarada kocaman bir aile olmayı özledim..
Zaten bu bayram burada olabilmek için tatil planımı öne çektim, bayram gelmeden gittim geldim..
Muhtemelen bir daha bu kadar uzun süre tatil yapmayabilirim, ya da fırsat yaratamayabilirim..

Bu aralar anı yaşamaya, kıymet bilmeye odaklandım.. Geri kalan herşeyi boşverebilirim..
Aileden, dostlardan , mutluluktan ve sağlıktan önemlisi yok, bunlar haricinde hiçbir şeye kafa yoramayabilirim..

Bir yandan son zamanlarda kafamı yoran, canımı sıkan ne varsa affettim ve hayatımdan sildim, bir daha onlara denk gelmeyebilirim.. Karşılaşsak görmeyebilirim, konuşsalar duymayabilirim..
Ben en çok ekim ayının bu yönünü sevdim, hemencecik bitsin isteme sebebim de bu benim..
İyi-kötü geldi, geçti hadi artık bitsin, ben çok sevdiğim Kasıma heyecanla kucak açabilirim..

Bir de sizin de hayatınızda, ağırlık yapan, yoran, kafa kurcalayan, yersiz duran, gereksiz bulunan ne varsa, her kim olursa silinsin gitsin dileğim.. Hafifleyin, ağırlıklarınızdan kurtulun temennim..

İyi gelecektir Kasım, eminim..

2 Ekim 2011 Pazar

Hayatı bu sefer ben sürüklüyorum..

Bu zamana kadar o beni sürükledi durdu, o seçti yapılacakları, çoğu zaman emrivaki yaptı..
Şimdi ise; ben sürüklüyorum hayatı, bazı hatalarımı tekrarlıyorum, bile bile.. Belki de hata olup olmadıklarını kontrol ediyorum, hata olduklarına emin oluyorum.. İyi yapıyorum, hata da olsa kendi bildiğim benim seçtiğim diyorum..

Bir pazar sabahı uyanıp, planları iptal ediyor, kendimi şımartma vaktim geldi diyorum..  Güzel bir kahvaltı, evde en özlenen cam kenarı kahve keyfi, huzur, sevilen albümler, haftanın enleri, altı çizilen güzel cümleler, en değerliler..



Benim pazarımda, benim penceremden, hayat huzur, hayat güzel, hayat ben nereye istersem oraya.. Yeni başlangıçlara, eski hatalara, yeni kararlara.. Beni yanıltmadığını ispatlamaya takılmış bu ara..

Üstelik süprizleri ile, cumayı, cumartesinden, pazarı ise hepsinden farklı kılmaya hevesli, şaşırtmaya yeminli..

Hayat ne getirmeye çalışırsa getirsin, bir tek sağlıkla ilgili değilse, boşversin,olduğu yerde olduğu gibi bırakıp devam etsin.. Sağlıksa şayet çözümle gelsin..

Ekimse süprizileri ile gelmeye devam etsin, bir ekim akşamında gelen gitmesin =)

26 Ağustos 2011 Cuma

Dün hayata mola, kısa bir ara günüydü..

Dün , gün ortasında kendine iki saat ayırma, sadece şımartılma günüydü..  Hayata mola, kısa bir ara günüydü.. İki saat zaman durdu ..
Masaj dünyanın en güzel şeyi ilan edildi, kahve keyfi sabahın vazgeçilmezi seçildi, hava güzeldi, Milagros kuş gibi hafif..
Bugün , bikaç işi toparlayıp, valiz hazırlama vakti.. Yol şarkıları çoktan seçildi, kitaplar onlarla birlikte..
Yarın ise, en sevdiğim yerde, sevdiklerimle bambaşka bir şehirde sabaha kadar oturup, sohbet muhabbetle, dalga sesi ile geçecek..

Ben gidiyorum =)

Şimdiden iyi bayramlar..

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Günaydın Cumartesi

Mozart ile başladıysam güne.. Hava böyle güneşli ve neşeli!
Akşam B. nin doğum günü yemeği.. Bayram için tatil planı kesinleşmişse,  herkesin keyfi & sağlığı yerindeyse.. Daha senden ne isterim?? Ne beklerim.. Tabii ki hiçbir şey..

Çok şükür der , heyecanlı haftasonuma devam ederim! =)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Herşey böyle başladı..


Herşey bir hamak hayali ve bu şarkı ile başladı..
Bu yüzden perfect colors blogun adı..
Bir arkadaşım aşkı ; dinlemekten bıkmadığın şarkı olarak tanımlamıştı ,
'' O şarkıyı dinlemekten sıkılmıyorsan, Onu sevmekten de sıkılmazsın..''
Kim bilir? Belki, bir gün..

Harry Potter üzgünüm, çok geç kaldım, bunu nasıl yaptım ? =/

Ben nasıl olur da Harry Potter izlemek için bu kadar geç kalırım..
Bunu kendime nasıl yaparım???
Haftasonu fırsat bulup keyifle DVD player a film taktım, önce çok duyduğum  Kaybedenler Kulübünü izledim.. Elimde kahvem, kafam bomboş, yetişmem gereken bir plan yok oh ne güzel dedim...
Yetmedi.. Başka filmler de izlemek istedim..
Bir aydır DVDlerimin arasında duran 7 film set ( son film hariç)  Harry Potter a uzandım...
İlk film Felsefe taşı..
Evirdim , çevirdim, izler miyim, izlemez miyim derken , kahvemi aldım izlemeye başladım..

Sevgili dostlar, arkadaşlar , izleyenler, sevenler, merak edenler, size sesleniyorum, insan hiç mi uyarmaz, hiç mi söylemez, otur izle demez =)

İşi gücü bıraktım aklım fikrim kalan filmleri izlemek oldu.. Yerde süpürge görünce aklım uçar oldu..
Şimdiki çocuklar şanslı, benim çocukluğumda Harry Potter olsaydı, bu hayal gücü ile çok başka yerlerde olurdum =) İpek Ongun kitapları okuyacağıma, Harry Potter kitaplarının kurdu olurdum..
Game gear oynayacağıma süpürge ile uçma hayallerim olurdu, bir yerimi mutlaka kırardım, ama olsun pes etmez tekrar tekrar uçma denemeleri yapardım, yetmezdi arkadaşlarımı ikna eder, onların denemelerini izlerdim.. =)

Bir önceki jenerasyona göre renkli televizyon gördüğüm izlediğim için şanslıydım, ama 3D şirinler izleyen, Harry Potter ile tanışan bu jenerasyona göre şanssızım.
.
Kıskandım, kıskanıyorum, kıskanacağım =)



PS: Filmdeki yemek salonunu Oxford Christ Church de görmüş, orada bulunmuş biri olarak filmi izledikten sonra tekrar gidesim geldi..


Yine...

Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...