teşekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teşekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2011 Cumartesi

Güzel şeyler de olur hayatta..

Güzel şeyler olur hayatta.. Güneş yeniden doğar, gün yeniden başlar..
İçin sıkılır, dost hisseder..  Konuşur seninle, içindeki huzursuzluğun nedenini keşfeder..  Kardeş gibidir o, hatta gibisi fazla kalır, kardeşten ötedir..
O seni bilir, seni neyin iyi hissettireceğini bildiği gibi.. Paylaşır senin sıkıntını, hafiflersin.. ' Sen böyle değilsin ' der, sözcüğünün altında yatan asıl anlamı çıkartıverir, sevinirsin.. Anlar seni, susar bazen, yeri geldiğinde kullanır kelimelerini, sessizliğini paylaşır seninle.. Huzur verir, kahkahalarını paylaşır seninle.. Seninle yeniden başlar güne, kafana takılan ne varsa düne dair, siler..
Tüm dünya dönse sırtını, o dönmez, yanıbaşındadır bilirsin..
Sen dönsen sırtını tüm dünyaya, o da seninle döner sırtını hayata.. Hissedersin..

Paylaşmak güzeldir, güzel şeyler olur hayatta, iyi ki dersin..

9 Ekim 2011 Pazar

Söz

Önce havadan sudan sorularla, sonra el kol hareketlerimle, cümlelerimin altına sakladığım gizli anlamlarla, susup başka yerlere bakmamla, zamansız susmalarımla, anladı..
Söz vermiştin dedi, saçma sapan şeyleri kafana takmayacaktın..
Gereksiz yere üzülüp, içine atmayacaktın..
Haklısın dedim, söylenecek başka ne vardı??
'' Haklısın ama.. ''
Başlayan cümlemi olduğu gibi kesip attı tek cümlesiyle, bir cümleyle özetledi yaşananları, yaşanmışlıkları..
Haklıydı, cümlelerim yarım kaldı..
En çok bu yanına hayranım belki de..
O, gökyüzünü bir anda maviye boyayabilir, tek cümlesiyle..
Umudu sevdirir, güne heyecanla uyanmayı, ''bugün dünden daha güzel olsun mu?'' soruna gülümsemeyi öğretir önce..  '' Sessizlik bazen yaraya merhemdir, sessiz kaldığında yaraların kapanabildiğini yaşayarak öğrenirsin '' der..

Fırtınanın tam ortasında, yağmura aldırış etmeden , güneş yaratıp, ona koşmayı sever..
Önüne bakmak yerine ileriye bakar, her durumda ''ya daha kötüsü olsaydı ? ''  sorusuyla kendine getirip, bakışıyla, ses tonundaki güvenle sakinleştirir..
'' Olduğun yerden gördüklerin hoşuna gitmediyse, yerini değiştir, bakış açın değişir '' der,
''Beklentiler gerçekleşmediğinde yola devam edebilirsin, olduğun yerde beklentilerini bırak yeter..''

Bu sözü bile olduğu gibi yeter..
Hayatı özetler..


Sonsuz teşekkürler..

18 Ocak 2011 Salı

O

O geldi.. artık sessizce izliyor yazdıklarımı.. Küçük sırrımı paylaştım, bu kadar zaman söylemediğime şaşırdı..
10.12.2009 da bahsedilen dostlardan o.. Hani şu yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez dediklerimizden.. Vapur sefası özlenenlerden.. Galata köprüsünün altında birlikte içilen çayın tadını unutulmaz kılanlardan o.. Sabahtan akşama tavla oynayıp sohbete oyuna doyulamayanlardan.. Çorlulu Ali Paşa Medresesinin, Üniversite yıllarının olmazsa olmazlarından.. Hem çocuk, hem olgun olabilenlerden.. Karnın ağrıyana kadar senle gülenlerden o..
Gerçek dostun nasıl olması gerektiğini öğretenlerden , bakışından ne söylemek istediğini anlayıp cevap verenlerden.. Hep 'iyi ki varsın' dedirtenlerden..

10.12.2009 yazısında bahsedilen dostlardan o işte..

Tatlı bir gün ışığı, sanki aydınlatır , bastırır içimdeki karanlık yanını..
Hani hep derdin ya saçlarının kardeş kokusu, içimi ısıtan tatlı bir esinti misali..
Küçük mutluluklardır günümüzü aydınlatan, tatlı bir gün ışığı , tatlı bir gülümsemedir, pervasızca kayıp geçen gözlerinden..
Eski günlere dönsek bugün, bir kitap ayracında, işaretlediğin geçmişi yansıtan , anlamı asla kaybolmayacak sayfalarında..
Zamanı geri alsak birlikte, güne vapur sefamızla başlasak.. Aynı çayı yine aynı keyifle yudumlasak, anlatacak şeylerin sırasını birbirine karıştırıp, daldan dala atlasak..
Yapılacaklar sıralamasında öncelikli olanların hepsini erteleyip, yine sadece ve sadece bizi sonsuz güldürenleri seçsek aralarından..
Ve sen yine gülüp geçsen, tüm olan bitene rağmen.. Yine umutla baksan geleceğe, zamanı durdursan..
Keşke..

Zamanın hızla akıp gitmemesi, dostlukların hep böyle keyifle sürmesi dileğimle

22 Kasım 2010 Pazartesi

Tatil bitti, mutluluğu bitmedi..

O kadar güzel, o kadar keyifli, o kadar beklenesi, o kadar özlenesi ve o kadar hakkı verilen bir tatildi ki..
Düşünüyorum da; onlarla güzeldi, onlarla özeldi.. Her günü birbirinden keyifli..

Barcelona sokakları, Sangria,Sagra da Familia, Gaudi, Mont Juic, Picasso, La Ramblas, Parc Güell, Poble Espanyol, güneş, hava, dostlar, bol kahkaha, yerleşme, toparlanma, hava alanına yetişme telaşı..
St Germain, Seine Nehri gezintisi, Notre Dome, ışıl ışıl Eiffel, Paris'te bayram kahvaltısı, samimi ve keyifli sohbetleri, sıcacık bir ev, Sacre Cour, soğuk hava, üşümek, bol bol yürümek, sıcacık gülümsemeler, Louvre, Champs Elysees, Laduree, Luxemburg Bahçeleri, Moulin Rouge, son akşam hüznü, İstanbul özlemi..

Teşekkür edecek o kadar güzel an, o kadar çok insan.. İyi ki varlar dedirten.. Hangi birini yazacağımı, hangi birine teşekkür edeceğimi şaşırdığım zamanlar..

Güzeldi, hem de çok.. Pazartesi sendromunu silecek, hatırlandıkça gülümseten anlarla dolu.. Valizin eşyalarla dolup taşması ve benim hepsini sığdırma çabalarım mı , yoksa aklımın bunu hep hatırlamak istiyorum, gözlerimi kapatıp bu anı ölümsüzleştirmenin bir yolu olmalı çabalarım mı daha zorluydu bilemiyorum.. Fotoğraflar, videolar bile yetmeyecek aynı hissi yaratmaya, bu huzuru anlatmaya biliyorum..

Bu da tatilin müziği, zihnimde dönüp duran.. Bir çok anı daha hatırlanası kılan..
Buika No Habra Nadie en el Mundo

=)

18 Ekim 2010 Pazartesi

Pazartesi Reçetesi

Bu pazartesi bünye hastalığa yenik, halsiz bir günaydınla başladı..

Ne yaptıysam, ne içtiysem olmadı..

Damarlarımda dolaştı durdu halsizlik..

Biliyordum hafta sonu bu kadar gezmenin ve uykusuzluğun bir yerden çıkacağını..

Bile bile yaptım, cuma akşamdan pazar akşamına ucuca ekledim planları, aralıksız.. Hatta çok sevdiğim için / çok sevdiğimi bildikleri için pazar günü 3 farklı yerde kahvaltı sofrası ile karşıladılar beni..
 Cihangirdeki ayrı keyifliydi..

Pazar gece eve girdiğimde artık belliydi, ben bünyemi bu kadar yorunca meydan mikroplara kaldı..

İlaçların yanında bu pazartesi reçetemde Before Sunrise & Before Sunset yazılıydı..

Ruhum dinlendi,  ne kadar güzel iki filmdi..

Birinci filmde Viyana sokakları ayrı ama ikinci filmde Paris sokaklarında gezmek çok keyifliydi..

Koşturmacalı geçen hafta sonuna inat, pazartesinin süprizi / iyiliği / jesti sanki hep beklenendi.. Bu süpriz de tabi ki Kelimelerin büyülü prensesine aitti.. 


- Sana bir vals söyleyeyim.

- Birden bire aklıma geliverdi.

- Sana bir vals söyleyeyim

- Bir gecelik bir ilişki hakkında

- O gece benim için yaratılmış gibiydin

- Hayatta hayalini kurduğum her şeydin

- Ama artık yoksun

- Çok uzaktasın

- Yağmur adana gelen kadar

- Senin için sadece bir gecelik bir şeydi

- Ama benim için çok daha önemliydin

- Bunu bilesin

- Ne dedikleri umurumda değil

- O gün benim için yaratıldığını biliyorum

- Bir daha denemek istiyorum

- Bir gece daha istiyorum

- Pek dogru görünmese de

- Benim için çok önemliydin

- Daha önce tanıstıklarimın hepsinden daha önemli

- Seninle bir tek gece küçük Jesse

- Baska biriyle geçen binlerce geceye bedel

- içimde acılık yok, tatlım

- O bir gecelik seyi hiç unutmayacagım

- Yarin baskasının kollarında olsam bile

- Kalbim ölene kadar senin olacak

- Sana bir vals söyleyeyim

- Hiç beklenmedik bir anda, aklıma geliverdi

- Sana bir vals söyleyeyim

- Harika bir, bir gecelik ilişki hakkında[Son sahne repliği]


Celine: Bebeğim, uçağı kaçırmak üzeresin.


Jesse: Biliyorum…





11 Ekim 2010 Pazartesi

Karmaşık teşekkür

Kısa bir zaman önce risk almış, fikrine değer verdiğim/önemsediğim birine blogumdan bahsetmiştim..
Onun gözünden yorumlar geldi sonunda,

Blog karmaşık, fazla duygusal / romantik ve ağır...
Sonuç mu: Beğenmedi..
Beklediğim tepki miydi? Hayır, kesinlikle değildi..

Cümleler daha basit olabilirmiş, cümleler karmaşıklaşmaya başladıkca anlamdan uzaklaşıyormuş..

Bu da bir yorumdur, değer verdiğim biri dedim ya, karşıt görüş de güzeldir..

İşte buyrun size basit anlatımlı bir yazı..

Teşekkür ederim.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Uykusuz Pazartesi Aydınlanışı

Haftasonu dolu dolu, oradan oraya, bol kahkahayla çabucak geçti bitti ne yazık ki.. Geriye gülümseten anları kaldı sadece..

Sabah yataktan zar zor kalkıp, bu pazartesi nasıl geçecek diye düşünürken, o geldi..
Süper bir enerji ve tatilden dönüşün verdiği mutlulukla.. Sabah kahvesi ve eşsiz sohbetiyle..
Üstelik mükemmel bir tatil hediyesi ile..

Hayat ayrıntılarda gizlidir, güne tüm bakışımı değiştirdi küçük hediyesi ve yanına iliştirdiği o eşsiz not.. O kadar tatlı o kadar güzel ki.. Sabahtan beri ona bakıp duruyorum, hiçbir şey beni bu kadar mutlu edemezdi..

Teşekkür ederim, iyi ki varsın =) Hiçbir pazartesi bu kadar güzel aydınlanamazdı..

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Zor günlerden kalan teşekkür

Mayıs ayının unutulması gereken zor günleri, umuyorum ki ayın bitmesi ile geride kalacak..
Bir önceki yazımı hastane odasında yazmıştım, babam uyurken..  Çok şükür geçti, umuyorum ve dua ediyorum ki bu son oldu..

Hafta hastanede beyazlar arasında, korkuyla, dualarla, dostlarla, ziyaretleri ve telefonları ile , moral bularak ve bir yandan kıymetlime / canımdan çok sevdiğime moral vererek geçerken.. Ben bu zor günlerde bir kez daha tanıştım/ yeniden tanıdım çok değer verdiğim saygı duyduğum biri ile.. Çok ama çok sevdiğim bir dostumun/ iyi ki var dediğimin eşi o, o kadar içten, o kadar samimi, o kadar anlayan biri ki..

Tanıyanlar , birlikte çalışma fırsatı bulanlar hep söylerdi, hepsi de o çok başkadır derdi zaten..
Gerçekten çok başka biri ..
Hatırlanmak istenmeyen anların arasında o kadar hatırlanması gereken bir destek ki..

Tüm dostlarıma ayrı ayrı teşekkür ettim ilgileri, yanımda oldukları için.. İyi ki varlar dedim..

Ama bir yandan bu vesile ile bu zor günlerde desteği ile daha yakından tanıma fırsatı bulduğum dosta burada teşekkür etmek istedim, çok ama çok teşekkür ederim, içtenliği, pozitif enerjisi , duaları, mesajları.. herşey ama herşey için..
Beni kendime getiren mesajları belki de herşeyi, hastane odasındaki havayı bile değiştirdi..

Kendimi çok şanslı hissettiğim bir dönemdeyim yine, şanslıyım ki onları tanıdım, şanslıyım ki onlarla atlattım..

Teşekkür ederim, sayenizde kötü günlerin nasıl atlatıldığını, dostların kıymetini, sağlığın önemini, bir mesajın herşeyi değiştirebildiğini, aile olmanın gücünü, gülümsemenin değerini bir kez daha anladım..

Yine...

Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...