Hayat bu ara sakin, anlayışlı ve uysal.. Uykuyla uyanıklık arası.. Sanki bir rüyanın tam ortası.. Hep olmak istenen , resmedilen fotoğraf karesi.. Yönlendirmesi kolay, düşünülesi..
Sesimin bu aralar pek çıkmamasının sebebi de bu aslında..
Tadını çıkartıyor(d)um.
Önemli kararlar çok düşünülerek verilmiyor(muş) , öğreniyor(d)um..
Yaz sabahlarına pencere açık , hafif bir esinti ile uyanmak, çalar saatin alarmına fark atıyormuş, hissediyordum..
Boş tuvale yeni manzaramı resmediyor(d)um..
Ben bu aralar, uykuyla uyanıklık arası, gülümsüyor(d)um..
Phoenix etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Phoenix etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Haziran 2011 Cuma
5 Haziran 2011 Pazar
Phoenix / Zümrüt-ü Anka
Kaf dağında yaşayan, kendini yakıp küllerinden tekrar doğan Zümrüt-ü Anka..
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerine kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyler yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş,
Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yok oluş” ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;
“SIMURG ANKA – Otuz Kuş” demekmiş.
Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.
Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Yine...
Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...
-
Elimizde fırçalarımız yanıbaşımızda gökkuşağı, bu aralar kendi hayatımızı renklendiriyoruz.. Onun renkleri hep canlı, hep umut dolu.. He...
-
Yine yazamayalı cok olmus, kelimelerimi icimde saklamaya başladıgımdan beri, blog bombos... Hayat devam ediyor. Bunca zamandan sonra; öz...
-
Aci gecmiyor. Ozlem gecmiyor. Kayiplarin ardindan.. Tarihe notum olsun, ilk gunku gibi hersey... Zaman oylece duruyor..
